Ailemizi ne kadar tanıyabiliriz? | Independent Türkçe
Elli yılı aynı çatı altında devirmiş bir anne-baba düşünün; birbirlerine duydukları tahammülsüzlüğü antik felsefeyle, tenis skorlarıyla ve keskin bir mizahla maskeliyorlar. Fransa kırsalındaki bozulmuş yiyeceklerin, lamaların, ördeklerin ve hiç bitmeyen laf sokmaların arasında büyüyen kızları ise sürekli bu iki kutup arasında tercümanlık yapıyor. Tiyatro yazarı Camilla Barnes, ilk romanı “Her Zamanki O Öldürme Arzusu” ile okuru hem kahkahaya boğan hem de içini sızlatan son derece tanıdık bir aile portresi çiziyor.